30 Ağustos 2013 Cuma

Namsan Tower

Sabahtan beri iki ilaç yutmama rağmen kurtulamadığım bir baş ağrısı ile savaş içerisindeyim.  Sanki kafamın içinde sol tarafta filler dans ediyor da her tepinmelerinde beynim zonk zok atıyormuş gibi...

Geçen hafta uzun zaman sonra arım balım peteğim Taeyoon ve annesi ile buluştuk . Namsan Tower'a gittik. O kadar kalabalıktı ki yukarı çıkış ve aşağı iniş sıralarında kurdeşen döktüm resmen ...



Kore devleti yazın sıcaklığında millet serinlesin diye her yere fıskiyeler yapmış. Nereye gitsem karşıma çıkıyor ,Namsan'da da vardı. Çocuklar çıldırıyordu etrafında . O kadar ince çıkıyordu ki su ,ilk başta duman zannettim.


Biliyorsunuz Namsan'ın espirisi oraya çıkıp hatıra-dilek olarak astığınız üzerine yazılmış anahtarlıklardır. Bunun bir hikayesi var mı ben bilmiyorum , muhtemelen vardır ama anahtarlıklar çok kazık be ya . 
Şu sarı-beyaz bizimki , Teayoon ve ben seçtik. 10 bin wondu . 




Namsan Tower'da Teddy Bear Muzesi var . Oraya da girdik. 




Dönüş yolunda şeyma da bize katıldı , beraber gezdik, yemek yedik  ve stiker photo çektirdik . 
Şeyma ile türkçe konuşmamız baya bir ilgilerini çekti ..


hadi bakalım ,iyi hafta sonları . 

22 Ağustos 2013 Perşembe

artı 18 , lol

Son günlerde belki fark etmişsinizdir biraz Crayon Pop hayranlığım var. 
Bunun en büyük nedeni de tamamen ''cinsellik ve teşrif amaçlı'' olmamaları .. 
Giydikleri kıyafetlerden dans kareograflarına kadar gayet edebli gözüküyorlar ....
(Üyelerden biri bir programda incecik bir kağıt koyup araya başka bir kpop üyesi erkek ile öpüştü ama )

Kpop dinliyorum elbette ...
ama bu sevdiğim anlamına gelmiyor .
özellikle bayan grupların gereğinden fazla teşhirci ve çok fazla cinsellik odaklı olduğunu düşünmüyor musunuz ? 
Bazı bayan gruplar hele , o kadar cinsellik fışkırıyor ki dans ve kıyafetlerinden klipleri bile artı 18 olması gerekir diye düşünüyorum . 

mesela ben bu videoyu bir erkeğin cok da masum duygularla seyredeceğini düşünmüyorum






ya bu şarkının sözleri ? 


Sadece elimi tutuyorsun gerisi yok 
senin için bu yeterli mi ?  beni öpmüyorsun bile 
ne zaman harekete geçeceksin ?
gerçekten erkek misin yoksa utangaç mı ?
cidden artık dayanacak sabrım kalmadı 
bunu da bir kıza söyletiyorsun ya .. 
bacaklarıma baksana ne güzeller,  mini etek de giymişim , sakın çekinme bacaklarıma bak gözlerime değil. 

yani kısacası erkek kendi ile birlikte olmadığı için bu sözler ... 

Tabi bence problem bu değil,  asıl sorun çocukların onları ve hareketleri birebir taklit etmesi.  Bazı çocuklar çıkıyor ekrana aynı onlar gibi dans ediyorlar . Bilemiyorum , daha 5 yaşında bir çocuğun poposunu sallayarak göğsünü okşaması, bacaklarını striptizci gibi açması hiç uygun gelmiyor bana . Daha o yaşta cinselliğin işaretlerini taşıması . 

21 Ağustos 2013 Çarşamba

Son

Havalar biraz da olsa serinledi gibi.
Bu sabah, karar verdiğim halde bir türlü başarılı olamadığım ve sürekli tekrar tekrar başa döndüğüm şeyleri büyük bir ciddiyet ve azimle daimi etmeye karar kıldığım bir sabahtı ..
evvel zaman içinde ,kalbur saman içinde katıldığım bir sohbette çarşamba günü bir işe başlamak hayırlıdır demişti hoca hanım . Ordan aklımda kalmış ,hep aklıma gelir.
Özellikle evlilikten sonra kendi düzenimi kurmaya çabalıyorum .
Elbetteki mükemmel olmasa da vasatın üzerinde bir ev hanımı olduğumu sanıyorum ama yine de özellikle ev işlerini , çekip çevirmeyi daha düzenli, daha programlı yapmam gerektiğini düşünüyorum .
Bu yüzden kendime çiçekli ,böcüklü kokoş bir takvim hazırladım ki her gün  not alayım ....



Haftaya neredeyse 2 yıldır çalıştığım dil okulunda son günüm olacak . 
Bu yüzden de kendimle gurur duyuyorum, haha müdüre rest çektim biraz :D 
Çocukları çok seviyorum ve çok da yakınlaştık ama Kore'de (dersane) öğretmeni iseniz malesef sadece öğrenci değil ''anne''  faktörüde o kadar çok dahil oluyor ki iş hayatınıza  öğretme özgürlüğünüz dahi kısıtlanıyor ... 

Müdüre hanım geçen ay bana  dedi ki çocuklardan biri sokakta annesi ile gezerken yabancı biri bir soru sormuş ,annesi ingilizce bilmediği için çocuğa sen cevap ver demiş ama çocuk tek laf edememiş annesi yerin dibine girmiş. Hemen dil okuluna gelip vermiş veriştirmiş. Ben bu çocuğu 5 yıldır buraya yolluyorum tek kelime bile ingilizce öğretemediniz mi beni rezil etti demiş. Ve çocuğun kaydını almış , onunla beraber arkadaş oldukları için diğer anneler de 9 çocuğun kaydını almış .

hmm... önce bir kendi malına bakacaksın ,ondan o kapasite çıkarmı çıkmaz mı sonra gelip hesap soracaksın
Tabi, bu okun hedefi ben değildim sadece ,çünkü ben altı üstü 1 saat derslerine girip konuşma yapıyorum . Benden çok koreli öğretmenler hedef tahtası oldu orda.  

Zaten  koreli öğretmenler bu ayın sonunda istifa ettti. Müdür şimdi yana yakıla öğretmen arıyor bende bırakacağımı söylediğim için. 

Tabi tek olay bu değil, benim asıl bırakmamı tetikleyen olay , çocuklardan birinin annesi ''workbook'' ları çok temiz niye hiç ödev yapmıyorlar mı bunlar , böyle iş mi olur demiş.... Workbook olayı ise , müdüre hanım benden sadece dersin sonunda ödev vermemi ama ödevi koreli öğretmenin kontrol edeceğini benim karışmamam gerektiğini söylemişti çünkü yanlış yaptığı yerleri açıklamak gerekirmiş , ingilizce açıklarsam çocuk anlamayacağı için.. 

Ben ders bitiminde ödevimi veriyorum ama ne çocuklar ödev yapmış ne koreli öğretmenler ödev kontrol etmiş. Anne böyle çıkışınca müdür de geldi bana dersin yarısından sonra workbook çözün diyor . Hmm .. şimdi ben speaking öğretmeniyim ,çocuğu konuşturmam gerek ,sen kalkmış bana workbook yaptır dersen ,hele ki bunu da bir veli yüzünden yaparsan bu iş yolunda gitmez. Sonra kalkarsın bana neden bu çocuk ingilizce konuşamıyor dersin. 

Benim dersime bu kadar müdahale edilmesi hiç hoşuma gitmedi. Bu kadar 'anne ne der' korkusu taşımaları hiç hoşuma gitmedi,  'anneler baskısı ' hiç hoşuma gitmedi.  Jeju'ya gitmek için izin istediğimde bana yerine bakacak birini bulur musun o hafta için dedi, kendi aramış ama yabancı öğretmenler gelirsek ancak 1 aylık geliriz ,bir hafta için gelemeyiz demişler...  Bende bulamam ,benim arkadaşlarımın hepsi çalışıyor zaten dedim.  O zaman başka bir yabancı bulun, bir ay çalıştırın , ikimizi karşılaştırın , kim daha çok kafanıza yatarsa onunla devam edin hocam, benim için hiç önemi yok dedim.   Beklemiyordu böyle diyeceğimi henüz cevap veremedi ........

Aslında müdüre hanımı çok severim, hoş bir bayan ve bana sürekli hediyeler veriyor ... Sadece anne baskısından çok fazla korkuyor ve başkasının fikirlerine hiç ama hiç açık olmaması hoşuma gitmiyor. Mesela çocuklar daha '' How have you been !?'' sorusunun ne olduğunu bilmiyorlar , daha '' how old are you'' dediğin zaman '' Im fıne '' diyen cocuklar var ama bu cocuklara surekli bir amerikalının bile 70 yıllık hayatında belki bir defa kullandığı kelimeleri öğretiyorlar. Hoş, sadece burası değil , neredeyse bütün özel dil okullarının sorunu bu . Bundan bahsettim ama umursamıyor . Daha önce benimle beraber çalışan amerikalı bayanda bu nedenle bırakmıştı . 

Ayrıca çocuklara gelirsek . Bazen o kadar zor olabiliyorlar ki.  Mesela soru soruyorsun duymamazlıktan geliyor,  ismini 50 kere bağırıyorsun bakmıyor , sürekli ''fuck'' diye şakalar yapıyor , arkadaşları ile ''şişman, domuz, çirkin'' diye alay ediyorlar , karışsan karışamazsın AA korece biliyor diyecekler ,  bir diğerine daha çok söz hakkı verdim diye ağlayıp gidip beni müdüre şikayet edenler , halbu ki ona söz hakkı verirsem 10 dk cevap vermiyor ve arkadaşları sinirleniyor ,  yarışma yapıyorsun , 1 ve 2 'e hediye veriyorsun , bende kazanabilirdim niye bana vermiyorsun diye gelip yanıma ağlayanlar .  Bir kere koreli çocuklar kaybetmeye tahammül edemiyorlar ve koreli çocuklara gaz vermek istiyorsan rekabet ortamı oluşturacaksın . Neredeyse hepsi anne zoruyla geldikleri için ingilizceden nefret ediyorlar , böyle çocuklar senden ne kadar faydalanabilir ki?  Önündeki tavşan resmine bakıp bu hangi havyan diye soran çocuklar var ya , bu çocuk 3-4 yaşında değil ki, 9 yaşında . 9 yaşındaki bir çocuk tavşanın, atın ne olduğunu bilmez mi ? (korece olarak)  Bilmemek değil aslında ,kapasite ve karakter meselesi . Kapasitesi birbirinden çok farklı 15 çocuğu aynı sınıfa koyunca hem çocuk zorlanıyor hem öğretmen . Mesela söylüyorum , şu şu çocuk çok yavaş kalıyor , başka bir sınıfa alsak nasıl olur diyorum ama sınıfını değiştirmek istemiyormuş gururu kırılırmış , o zaman gelip bana bu çocuk hala neden adın ne dediğin zaman bile cevap veremiyor diye sormayacaksın . 
Bir de şakalaşmaları var , çocuklar tekme tokatla şakalaşıyor yahu ... Bizim kültürümüzde yine de erkek çocuk kız çocuğuna kolay kolay vurmaz , burda hiç öyle değil.  Dün mesela , oyun oynuyorduk baktım ki arka tarafta bir kız bir de erkek öğrencim birbirlerini tekmeliyor ... Şakalaşıyorlar!  tekme atıyorlar ya nasıl acımıyor , sırtından tokat sesi şaaak diye geliyor.  

Yine de bu çocukları Seviyorum çünkü 2 yıl geçirdik, beraber şarkılar söyledik dans ettik, hamburger pizza pişirdik... kontrol edebiliyorum bu gibi durumları artık ama benim öğretme özgürlüğüme haddinden fazla karışıldığı için artık orası için çaba harcamak benim için anlamsız geliyor.  
Eşimin de hoşuna gitmediği için bırakıyorum ... Bakalım umarım ... hayırlısı  olur ... 


wow epey bir iç döktüm.  eylülde , sadece bir dil okulunda çalışıyor olacağım . kendime de vakit ayırabileceğim inşallah .....


Bu nasıl Polis =)

Kim bu  ülkenin polisini sevmez ki :)

Gyeongbok Bölgesi polisi 



Pusan Yeonje Polis Departmanı 





Suç oranı düşük olunca adamlar ne yapsın eğleniyor :D 
Çizgi film gibi millet bunlar .

19 Ağustos 2013 Pazartesi

Eylül çabuk çabuk gel ~~~

언제나 함께 해줘서 
내 곁에 있어줘서 
너무나도 고마워 ~~~

15 gün önce Kore kimlik kartı için başvurmaya  gittiğimde danışmada bana öküz tripleri yaparak zerre ilgilenmeyen ,ben ne yapacağımı bilemediğim için soğuk terler dökerken seyri alemlere dalan ,beni kapıdan girenlere ''bayım bakar mısın biz hangi yıldayız ? '' vari  film replikleri attıran O oturan boğaya okkalı bir trip atmak için bu sabah zebra temalı pantolonumu taktım, saçımı kuaför ayşe abladan çıkma bir stil de kondurdum ,  aldım belgemi düştüm yola . 
Nasıl bir giriş yapacağımı da aklımda canlandırıyorum otobüste . En umursamaz ve kendimden emin tavrımı takınacaktım . Öyle ya bu sefer neyi nasıl yapmam gerektiğini biliyordum , O öküze danışmaya niyetim yoktu . Geçen sefer can havliyle danışacak birilerini ararken ingilizce okulumun karşısındaki piyona okulunun sahibi ordaymış beni tanıdı , siz 'şurda çalışan öğretmen değil misiniz hep görüyorum size ' dedi. Sağolsun öyle güzel açıkladı  anlattı ki , abla  seni yaşam koçum olarak kiralayabilir miyim sorusu ağzımdan çıkmasın diye elimle kapattım . 


Tabi içeri girdim feci havalı ve mağrur tavrımla . Yoktu .  Başkası vardı yerinde , O başkası da öyle ilgili davrandı ki trip atma havalarım bir anda balon gibi söndü , ye,ye,ye diyerek en mütevazi halimle gişeye gidip kartımı aldım .


Ben boşu boşuna sonbahar ve kışa aşık değilim :) .. 
Eylül pek güzel haberlerle geleceğini kulağıma fısıldadı .  (pek bir şairane oldu)
Annemin Kore'ye geleceği haberi tabiki içlerinde en güzeli.... 
Annem iki kere Kore'ye geldi ama ikisinde de Hot Issue olaylardan dolayı ( eşimin ailesi ile tanışma ,evlilik planları ayarlamaları, ikincisinde düğün telaşı )  nedeniyle hiç doğru düzgün beraber vakit geçiremedik. beraber resim bile çekmemişiz bir iki tane dışında .... 
Bu sefer tamamen bizim için olsun istiyorum. 



Tabi Yusuf'u (eşimin türkçe ismi) telaş sardı :D Ben hala hiç türkçe bilmiyorum ki diyerek kafasını kaşıyordu .
Bence o türkçe öğrenene kadar annem gelip gide gide korece öğrenecek ...


Bu arada facebookum hacklendi dostlar ... lüffen , eski hesabımda ekli olan arkadaşlar beni bulun , isimlerini tam bilemediğim için bulamadıklarım da var , arattığım halde çıkmayanlar da var . ..

Dünden beri annemin geleceği haberini alıp şımarık şımarık seviniyorum. hani ciddi ciddi bu eylül terapi gibi gelecek inşallah ... ( Alakasız ama şuanda radyoda çalan korece şarkıda ''seni düşününce elim oraya kayıyor yanlışa düşüyorum'' diyor Bu nasıl bir şarkı . cinsellik konusunda bu kadar geniş olmalarına şaşırıyorum , kendi kültürleri ile çatışıyor )  

Bugün hava sıcakta olsa serin serin rüzgar esiyor . Tam doriyi koşturma havası, hadi bize iyi koşular :) 




Bu şarkı size hediyem olsun :p


Bu arada yukardakiler pazar macerası resimleri . Hoş, resimlerle ilgili bir şey yazmadım ama ..... 
Kore'de özellikle biraz nişantaşı vari yerlerinde mükemmel güzel kafeler ve restorantlar var . Kore'ye seyehate gelirseniz mutlaka gelmeden bir kaç mekan bulup not alın derim. 

17 Ağustos 2013 Cumartesi

성질 급한 Koreli :D :D

  (çabuk çabuk) kelimesi sanırım Kore'ye gelenlerin burada ilk ve en sık duyduğu kelimedir :D



성질 급한 한국인의 하루  tezcanlı (aceleci karakterli)  korelinin bir günü

video

yavaşlığa, beklemeye hiç gelemiyorlar ne yapsınlar afakanlar basıyor ㅋㅋㅋ 

Şu sıralar bol bol süt mısırı çıkıyor burada. Aslında Kore'de sanıldığı gibi sebze meyve çok aşırı pahalı değil ,dönemi olduğunda ucuza almakta mümkün . Tabiki Türkiye ile kıyaslanamaz ama.. 

Bir tencere mısır haşladım tıkınıyorum Dori'de etrafımda tavaf yapıyor belki ona da veririm umuduyla . Mısırı tuzladığımı gören eşim pek bir şaşırdı . Dedim biz böyle yiyoruz , aa biz tuz atmayız dedi. Evet siz çileği şekere banıp yemenin zevkinden de, karpuzla beyaz peynir yemenin şahaneliğinden de bihabersiniz ki zaten  :) 



Aslında bazen kendime kızıyorum eşime ne Türkiye'ye ne de Türk kültürüne dair hiç bir şey öğretmiyorum .
Sadece ben Kore'ye ayak uydurmakla , Kore usülü yaşamakla yetiniyorum .
İlerde çocuk sahibi olunca her ne kadar iki kültürü eşit olarak sindirsin istesemde bu gidişle kore yanı çok daha fazla ağır basacağa benziyor. 



Dori ile konuşurken bile bazen 밥 yiyelim mi ya da 맛있는게 vereceğim diyorum , allah benim müstehakkımı verecek ya .

Hadi bakalım ,tek problemimiz bu olsun inşallah , düzeltiriz nasıl olsa =) 


(no)
 

iyi hafta sonları herkese 

16 Ağustos 2013 Cuma

s-ı-c-a-k

한 평생 살아가면서  우리는 참 많은 사람들 과 만나고 
참 많은 사람들과 헤어진다 ....
hayat boyunca yaşamımızdan bir çok insan gelip geçiyor 

꽃 처럼 그렇게 마음 깊이 향기를 남기고  가는 사람을  만나기란  쉅지않다
bir çiçek misali eşsiz kokusunu bırakıp giden insanla karşılaşmak hiç kolay olmuyor..

지금 ..  
şimdi 
당신은  어떤 사람인가 ?
 ya sen ? Nasıl birisin ?



Öndeki büyük tabaktaki yemeğin adı : 제육볶음 (jeyugbokk-eum)  
Domuz eti ve çeşitli sebzelerden oluşuyor.

Arkasındaki yemek : 오징어 볶음 (ojing-eo bokk-eum) Kalamar balığı ve sebzelerden oluşuyor.



Bir de bu var ki iyi ki içinde ne olduğunu sormuşum yemeden evvel .  Salyangoz !  Vucuda çok faydalıymış ye dediler de gece rüyamda ağzımdan sümükler fışkırır ölsem de yemem dedim. 

Bir de o mantık pek aklıma yatmıyor benim 7 gün 7 gece kusana kadar içki içip , yılın sadece bir günü vucüda faydalı diye tuhaf şeyler (köpek eti ya da salyangoz gibi)  yemek ... O kadar sağlığını düşünüyorsan içmeyeceksin en başta... 




Kayınvalide'yi ziyarete gittiğimizde ...  Aslında Kayınvalidem köyde yaşamıyor . Çalışmak için şehirden köye indi :D  Çeşitli Kore turşuları yapan bir firmada çalışıyor ve 15 günde bir şehir değiştiriyor eve gelmeden. Bu yüzden biz kendisini bazen aylarca görmüyoruz ...  

Bir arkadaş Kore Yemeklerine alışabildin mi,zor olmadı mı diye sormuş..

İlk Kore'ye geldiğim 3-5 ay ciddi ciddi zorlandım . 27 yıllık yemediğim kadar pizza ve hamburger tükettim. Kafeinsiz uyanamam ama çaydanlığım, çayım yok (ve kahve hiç içemiyordum) diye 5 ayda tanker taker kolayı bana üretti firmalar .  Eşimde bana kore yemeklerini tanıtmak için her akşam bir yere götürüyordu ama çıkışta etrafta ki koreliler film seyreder gibi ellerinde içecekleri tartışan yabancı-koreli (bizi) çifti seyrediyordı .. 

Şimdi yiyelim diye yalvardığım çiğ balığı o zaman ilk yediğimde eşimin yüzüne en huysuz ifademi takınıp ''bu sünger gibi şeyi nasıl yiyorsunuz birde o kadar para veriyorsunuz '' mu demedim yoksa ''beni inek mi sandın da bunları yediriyorsun '' mu demedim, '' bu çiğ etleri yeyip yeyip tuvalatte kurt mu pırt pırt ettireceksin mi''  demedim .... 

Peki nasıl artık salya akıtıyorum o yemeklerin önünde ? 

Evlenince herkes eşine süpriz yapmak ister ya .. Bende süpriz yapıp sevdiği yemekleri hazırlayayım diye internetten Kore yemekleri öğrenip yapmaya başladıkça , yaptığım şeyin tadına baktıkça alışmaya başladım . Alıştıkça dizginleyemedim tabi ,şimdi bayılarak yiyorum..  

Eğer bakış açınız biraz değişime açıksa zaten zaman geçtikçe değişyorsunuz . insanın damak tadı da değişiyor. Köpek eti, salyangoz ve direk domuz eti dışında bütün kore yemeklerini yiyorum artık, tabi bunların içinden çok sevdiklerim de var pek hoşuma gitmese de yiyebildiklerim de var  . 

ilk geldiğim zaman en çok yadırgadığım şey kore salçasının kokusu, deniz hayvanlarını canlı canlı pişirmeleri ,sabah kahvaltı yerine yemek yemeleri olmuştu ... 

Alkol konusuna zaten girmiyorum . Dünya alkol tüketiminde sovyet ülkelerinden sonra en üst sıralarda koşuyor bu ülke. Kanser arasında da karaciğer kanserine yakanan az değil ciddi ciddi. 



pek güzel bir sahne ile yazıma son vereyim dedim =) 

Bu arada facebook hesabım ve e-mail hesabım zapt edilmiş . Dolayısıyla bloğumun için açtığım hayran sayfası da yok oldu . Tekrar bir sayfa oluşturdum . Burdan davetlisiniz 

15 Ağustos 2013 Perşembe

Gwangbok jeol

Bu sabah Google'm bana  böyle baktı ...


Bugün Kore'nin japon sömürgesinden kurtularak bağımsızlığını ilan ettiği gün. 
Resmi tatil :) 

Her yer bayrakla donatılmış. 


Gwangbokjeol bugünün ismi. 


Bu da görümcemin bu sabah astığı bayrak :)

Konu hakkinda az biraz bilgilenmek isterseniz ,2007 yılı yapımı Japon sömürgesi altındaki kore'yi anlatan Capital Scandal isimli diziyi öneririrm . 



Ben bu diziyi 4 yıl önce izlemiştim. Çok beğenmiştim. Yanlış hatırlamıyorsam Japon sömürge yanlısı Koreli erkek (kang ji hwan) ve tam bir milliyetçi koreli bayanın (han ji min)  bir birine aşık olmasını konu alıyordu . 


Bu da tatil pizzamız .. 
:) 

14 Ağustos 2013 Çarşamba

Yumi'nin Yeri 2 (Kore pilavı)

Bazen diyorum ki  pilavı lapa lapa yaparsan koreli erkek bu da ne diye kafana atmaz afiyetle yer , asyalı ile evlenmenin en güzel avantajlarından biri de bu olsa gerek :D 

Kore pilavı soranlar olmuştu eski bloğumda . Nasıl yaptığımı adım adım fotorafladım . Bakalım =) 


İki tane pilav kutum var .. Biri normal pirinç, diğeri ise karışık pirinç ve siyah kore fasulyesinin olduğu pirinç kutusu .... 


Kişi başına 1 cup pirinç ekliyor koreliler . Ben biraz daha az ekliyorum pek fazla yemediğim için . Karışık pirinçten çok az ekliyorum ve bir kaç defa yıkıyorum ... Taş olmuyor içinde o yüzden ayıtlama töreni yapmıyorum ..


Üstünü geçecek şekilde su ekliyorum . Soğuk su . Makineye koyuyorum.  Tuz veya yağ eklemiyorum .  Suyunu az koyarsanız çok yapış yapış oluyor . Genelde yaşlılar öyle seviyor . Ben çok kuru ve yapış yapış sevmiyorum..  Eşim aslında fasülyeleri yiyemiyor ama sağlığa çok faydası olduğunu bağırıyor Tv'de doktorlar , şifa niyetine ekliyorum ama çiğneyemiyor , öyle yutuveriyor . 


Sarı ışık yanmaya başladığında tamamen pişmiş oluyor , artık ısıtmaya alıyor .. Pilav makinelerinin en güzel yanı ısıtma ayarı sürekli çalışabiliyor . Sabah erken çıkarken pilavınızı koyup ,işten gelince pişmiş sıcak pilavınızı yiyebilirsiniz. Ama yazın bozulur diye erkenden yapmıyorum.  Pişirme sırasında makinayı açamıyorsunuz aynı düdüklü tencere gibi. Ancak programı iptal edip açabilirsiniz.


Piştikten sonraki hali....  Açıp karıştırma şansı olmadığı için ben tuz, yağ ya da tavuk suyu eklemiyorum çünkü topak topak kalıyor . Eritip eklesem bile karışmadığı için olmuyor .  Zaten Kore yemekleri  içinde bulunan kore salçası, soya soyu vesair nedeniyle keskin tatlı oluyor . Pilava ayrıyetten bir işlem uygulamak gerekmiyor. 

Türk yemeği yapacağım zaman pilavı türk usulu tencerede pişiriyorum ... 


SeulME

12 Ağustos 2013 Pazartesi

Havuzda biri mi var ?

Geçmiş bayramlarınız mübarek ola , kutlu ola =) 
Nasıl geçti oralarda bayram bakalım ?

Hafta içi hiç bayram havası hissetmesem de , hafta sonu kayınvalideyi ziyarete ve gezmeye gittiğimiz için ucundan birazcık da olsa kurtardım sayılır ...  Hani kayınvalide'ye ''bugün bayram ver elini öpeyim anne '' deyip elini başıma götürmedim ama ...

Pazar günü Dori'yi yüzmeye götürdük =) Yağmur mevsiminden dolayı 1 buçuk ay dışarı çıkamadı garibim ,şimdi de dışarsı kaynıyor diye ben çıkartamıyorum , yazık sıkıntıdan orta yerinden çatlayacak diye onun için böyle bir süpriz hazırladım ...

 


Küçük ve orta ırk köpekler için yapılmış Joy Dog Plaza'ya gittik. Seule çok yakın . Böyle yerler malesef Seulun içinde olmuyor . Arabayla 1 saat kadar sürdü. 


Ev köpeği besleme oranı çok yüksek olduğu için Kore'de hayvan hastaneleri ve böyle köpek parkları da azımsanmayacak kadar çok var . Önümüzdeki yıl Seul hayvanat bahçesine de köpek parkı açılacak . 


Böyle yerlerin amacı hayvanlar istedikleri gibi tasmasız koşsun oynasın ,atlasın zıplasın diye . Çünkü şehir içinde sokağa çıkarttığınız zaman tasma ile gezdiriyorsunuz ve sen nereye çekersen o da oraya gitmek zorunda kalıyor senin tempona uyarak . Halbuki hayvanın doğası gereği enerjisi yüksek ve atması gerekiyor.



Su kapları ve buz kutusu .. Hayvanların suyuna buz katabilelim diye hazırlamışlar ...


Bizimki Dori'yi Doberman sandı heralde atla atla deyip duruyordu o barikattan . 


Manzara fevkalade ,ah bir de kavuran şu sıcak olmasaydı ...


Çok köpek vardı ama aşırı sıcak diye hepsini klimalı içerdeki kafeye götürmüştü sahipleri.


Hmmm... I live coffee?  make sense indeed!...  


Havuz sadece ağustos ayı boyunca kullanıma açık ....  üşürde hasta olur hayvancıklar diye =) 
Havuza girmeden önce patilerimizi burda yıkıyoruz ..

Veeeee havuzdayıııız!!!!!


Dori ilk defa havuza girdi . O yüzden başta çok korktu . Can havliyle çırpındı , korkudan yavrunun boğazından hırıltılar çıktı yahu ...... Soktuk çıkardık bir kaç kere , alıştı sonrasında... Bakın nasıl yüzmüşüz biz =) 




Sudan çıkmış köpek balığı =) 



Yorucu bir günün ardından böyle atıverdi kendini yerlere ....

Dori benim için çok çok özel ... Evlat diyemem çünkü köpeğine kızım oğlum denmesini pek tasvip etmiyorum ama aileden biri kesinlikle . Kimse onun kadar sevgi dolu olamaz .. Sabah yatağımın kenarında ben uyanana kadar bekliyor . Ağladığım zamanlarda yanıma geliyor kucağıma çıkıyor ben yanındayım der gibi.  Evde bir ses bir nefes , onunla konuşuyorum ben ... Dışarıdan eve girdiğimizde sevinçten çıldırıyor . Kesinlikle sevildiğinizi hissettiriyor .... En fazla 15 yıl yaşıyorlar ve biz 2 yılını beraber doldurduk zaten . Umarım bu 13 yıl içinde mutlu edebilirim yeterince onu .   Bir köpek kadar bile olamayan öyle insanlar tanıdım ki.   

Kayınvalidem hamile kalınca Doriyi at diyor .. (birine ver) ...  Verir miyim ben ? 

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Yumi'nin Yeri (1)

Hadi bakalım önlüklerinizi takın ,yemek yapıyoruz ! ...

Malzemelerimiz : 

Dddavuk eti kemiksiz .
Susam yaprağı 
Soya Sosu 
Gochujang (Kore salçası) 
Ezilmiş Sarımsak 
Susam Yağı
Soğan ,Havuç 



Soğan ve havuçları kafamıza göre doğruyoruz
Tavukları ve Susam yapraklarını da aynen . Susam yapraklarını çok ince doğramayın ,zaten piştikçe eriyor iyice kaybolmasın .... 



Bir kaseye 2 kaşık kore salçası , kafanıza göre sarımsak , ne kadar acı olmasını istiyorsunuz o kadar kırmızı biber , susam yağı 1 buçuk kaşık yeter, soya sosunu ben yine kafama estiği kadar koyuyorum ama siz en fazla 3 kaşık koyun . Hmm ne kaldı geriye ? 


Böyle tencereye alın . Davuklar en altta kaldı .. 


Böyle bulamaç yapın. İyice karıştırın. Sosu tamamen eklediğinizde sos kasesine biraz su ekleyip üzerine dökün , kuru olup yanmasın ... 




Buda sonuç .... 15-20 dk yüksek ateşte pişirdim.  Yapraklar yanmadı ama resmin renk ayarından siyah (yanık) gibi gözükmüş.... 

Benim yemek anlatımımda bu kadar olur işte ...  Bu yemeğin adı 닭볶음 . Dalg-bokkgeum . Türkçe meali Tavuk sote


Bu da Kore usülü atıştırmalığımız ... Kokusu 50 metre öteden burnunuzu düşürme garantisi. 
Adı 황태 Hwang Dae . Kurutulmuş balık .  Kore salçasına batırarak yeniliyor . Sojunun yanında . 


Bu da yemek bekleme halimiz . Eller toplanmış böyle usluyum demek . Bana da ver ondan diyor yani. 

Susam yaprağı kolay bulunur mu Türkiye'de ? Susam yaprağına alternatif olarak ne kullanabilirsiniz bilemiyorum çünkü yemeğe kendine özel kokusunu verdiği için işin özü onda .